
Yapay zekanın işleri hızlandırarak çalışanlara daha fazla boş zaman kazandıracağı düşünülüyordu. Ancak yeni araştırmalar, en azından şimdilik, bunun tam tersine işaret ediyor. Yapay zeka araçlarını kullanan çalışanlar daha kısa mesailer yapmak yerine iş başında daha fazla zaman geçiriyor. Üstelik artan iş yüküne, daha sık bölünen çalışma süreçleri ve azalan odaklanma süreleri de eşlik ediyor.
Bill Gates ve Nvidia CEO’su Jensen Huang gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimleri, yapay zekanın gelecekte çalışma haftalarını kısaltabileceği görüşünde. ABD Senatörü Bernie Sanders ise verimlilik artışının çalışanlara da yansıması gerektiğini savunarak haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi yönündeki çağrısını yineledi. Ne var ki iş yerlerinden toplanan veriler, bu beklentilerin henüz gerçeğe dönüşmediğini ortaya koyuyor.
Yazılım şirketi ActivTrak, nisan ile eylül ayları arasında 467 şirkette görev yapan 9 binden fazla çalışanın dijital aktivitelerini inceledi. Araştırmada yapay zeka kullanan personelin günlük çalışma süresi ortalama 8,4 ile 9,1 saat arasında değişirken bu araçlardan yararlanmayan çalışanlarda 7,6 saatte kaldı. Başka bir deyişle, yapay zeka kullananlar bazı durumlarda günde 90 dakikaya kadar daha uzun mesai harcadı.
Yapay zeka iş yükünü azaltmak yerine artırıyor mu?
Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de yapay zekayı yoğun biçimde kullananların çalışma alışkanlıklarıyla ilgili. Gün içinde bu araçlara en az beş farklı oturumda başvuran ve toplam kullanım süresi 45 dakikayı aşan kişiler, diğer çalışanlara kıyasla mesai bitiminden sonra ortalama 18 dakika daha fazla çalıştı.
Üstelik fark yalnızca toplam çalışma süresiyle sınırlı değil. Yapay zekayı yoğun kullananların uygulamalar arasında daha sık geçiş yaptığı, herhangi bir kesinti yaşamadan işlerine odaklanabildikleri sürelerin ise kısaldığı belirlendi.
ActivTrak Müşteri İlişkileri Yöneticisi Gabriela Mauch‘a göre yapay zeka, belirli görevlerin daha hızlı tamamlanmasını sağlasa bile bunun karşılığı her zaman daha az çalışmak olmuyor. Aksine, daha uzun mesailer, uygulamalar arasında artan geçişler ve kesintiye uğrayan odaklanma süreleri ortaya çıkabiliyor.
Bu tablonun arkasında birden fazla neden bulunabilir. Zaten uzun saatler çalışan kişilerin yapay zekayı benimsemeye daha yatkın olması bunlardan biri. Diğer olasılıklar arasında, teknolojinin kazandırdığı zamanın yeni sorumluluklarla doldurulması ve yapay zeka tarafından hazırlanan içeriklerin kontrol edilip düzenlenmesinin ek iş yükü yaratması var.
Kazanılan zaman yeni görevlerle doluyor
ActivTrak’ın bulgularıyla benzer sonuçlara ulaşan bir başka araştırma da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Haas İşletme Okulu tarafından gerçekleştirildi. Araştırmacılar, 200 kişinin çalıştığı bir teknoloji şirketini sekiz ay boyunca takip ederek yapay zekanın günlük iş akışına etkilerini inceledi.
Gözlemler, yapay zekanın çalışanlara boş zaman kazandırmak yerine iş temposunu artırdığını gösterdi. Çalışanların üstlendiği görevlerin kapsamı genişlerken mesai süreleri de uzadı. Dolayısıyla belirli işlerin daha hızlı tamamlanması, toplam iş yükünün azalmasıyla sonuçlanmadı.
Araştırmanın yazarlarından Xingqi Maggie Ye, bu durumun uzun vadeli sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Ye’ye göre çalışanların başlangıçta kendi istekleriyle gösterdikleri ek çaba, zaman içinde iş yerinde beklenen standart performans düzeyine dönüşebilir. Böyle bir durumda daha fazla iş üstlenmek geçici bir tercih olmaktan çıkıp kalıcı bir beklenti halini alabilir.
Her iki araştırma da yapay zekanın sağladığı verimlilik artışının otomatik olarak daha kısa çalışma saatleri anlamına gelmediğine işaret ediyor. Teknolojinin hızlandırdığı görevlerin yerini yenileri aldığında çalışanların üzerindeki baskı azalmak bir yana, daha da ağırlaşabilir.